19 Ağustos 2026

Erkan Mumcu Bülent Arınç’ı düelloya davet etti! AKP’de ‘7 senelik röportaj’ krizi

0
haber-gorseli-1787123432741

AKP’li eski bakan Erkan Mumcu’nun 7 sene önce verdiği röportajdaki açıklamaları iktidar mensupları arasında büyük kriz yarattı. AKP kurucuları Bülent Arınç ve Abdullah Gül‘ün BBC’ye verdiği röportajın ardından sosyal medyada Mumcu‘nun 7 senelik sözlerinin yayılması ile Şamil Tayyar tartışmaya girmişti. Tayyar ve Mumcu arasındaki tartışma tam soğumuşken Bülent Arınç’tan açıklama geldi.

Arınç, Mumcu’nun iddialarına tepki gösterdi. Açıkça yalan söylemediğini belirterek 2007’de askeri vesayete ilişkin tartışmalarda taraf gösterdi. Arınç, “Hem AK Parti’den hem de CHP’den bazı milletvekillerini dâhil etmek suretiyle Anavatan Partisine grup kurdurdu ve kendisi de genel başkan oldu. Çok şaşırmıştık; kendisine değer veren, milletvekili ve bakan yapan bir partiye karşı böyle bir harekette bulunacağını kimse beklemiyordu. O tarihte askerî vesayet zihniyeti taşıyan bazı insanların “AK Parti’ye karşı CHP’nin muhalefeti etkisiz kalıyor; Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da başbakan olmasıyla çok başarılı hizmetler yapılıyor, bunun önüne geçmek gerekir” şeklinde bir düşüncede oldukları konuşuluyordu. Bu vesayet zihniyetli kişiler bu amaçla Anavatan Partisini belki bir manivela gibi kullanmak istemişlerdi.” dedi.

Mumcu da Tayyar’a yaptığı gibi Arınç’ı canlı yayında tartışmaya girdi. Mumcu, “Ben de seni bekliyordum hacı. Sana yiğitçe bir düello teklif edeceğim. Haydi bari sen gel canlı yayına” dedi.

Arınç‘a verdiği yanıttan önce de Mumcu paylaşım yapmıştı. Mumcu, “Ey ağalar hangi derde yanayım?” Kimi 20 kimi 10 yıl önce yapılmış röportajlarımdan seçmece parçalar kolajlanıp benim üzerimden kurban kesilmesine mi yanayım? 20 yıldır bağıra çağıra söylediğim sözlere ilgilileri bilenleri tarafından tek kelime ile itiraz edilmemiş olmasına mı? Memleket okur yazarlarının, sanki yeni duymuş gibi davranmalarına mı yanayım? İktidardan pay istiyorsunuz ama… İhtirasınız büyük Cesaretiniz küçük. Aile içi meselelerinize beni karıştırmayın. Ben Fetö ile kavga ederken kiminiz Hermafro sesinizle gülüyor, kiminiz George Clooney tebessümünüzle susuyordunuz. O gün yapamadığınızı bugün yapabileceğinizi mi umuyorsunuz? Artık Rüzgar Batı’dan esmiyor bunu ne vakit anlayacaksınız?” demişti.

Bu paylaşımdan saatler sonra Arınç‘ın Mumcu‘ya tepkisi geldi.

TAYYAR’A DESTEK ÇIKIP TEPKİ GÖSTERDİ

Arınç, X hesabından tam olarak şunları ifade etti:

“Erkan Mumcu’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı bazı açıklamaları duydum. 20 yıldan beri kendisiyle bir iletişimim, bir ilişkim yok. Bu yüzden kendisini muhatap da almak istemem. Ancak bu açıklamalarda bizzat beni ve Sayın Abdullah Gül’ü hedef almasından dolayı birkaç cümle söylemek isterim.

Aslına bakılırsa Sayın Şamil Tayyar onun anlayabileceği dilde birkaç tweet ile güzel bir açıklama yaptı; kendisine çok teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz gibi kendisi 2002 seçimlerinde AK Parti’den Isparta milletvekili ve hemen ardından bakan oldu. O tarihte benim Sayın Başbakandan duyduğum; Millî Eğitim Bakanlığı için Sayın Prof. Dr. Beşir Atalay’ın aday gösterildiği, fakat Sayın Sezer’in kendisini kabul etmediği yönündeydi. Sonrasında Erkan Mumcu Millî Eğitim Bakanı oldu. Anlaşılıyor ki kendisi Sayın Sezer’in de rahatlıkla kabul edebileceği biriydi. Beşir Bey Devlet Bakanı, Sayın Hüseyin Çelik de Kültür Bakanı oldular. Daha sonra Millî Eğitim Bakanlığına Hüseyin Çelik’in gelmesiyle kendisi de Kültür Bakanı oldu. Ben o sırada kendisini bakan olarak daha yakından tanıdım. Fakat iki yıl sonra çok garip bir şekilde AK Parti’den istifa etti. Hem AK Parti’den hem de CHP’den bazı milletvekillerini dâhil etmek suretiyle Anavatan Partisine grup kurdurdu ve kendisi de genel başkan oldu. Çok şaşırmıştık; kendisine değer veren, milletvekili ve bakan yapan bir partiye karşı böyle bir harekette bulunacağını kimse beklemiyordu. O tarihte askerî vesayet zihniyeti taşıyan bazı insanların “AK Parti’ye karşı CHP’nin muhalefeti etkisiz kalıyor; Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da başbakan olmasıyla çok başarılı hizmetler yapılıyor, bunun önüne geçmek gerekir” şeklinde bir düşüncede oldukları konuşuluyordu. Bu vesayet zihniyetli kişiler bu amaçla Anavatan Partisini belki bir manivela gibi kullanmak istemişlerdi.

Sonra 2007 seçimlerine yaklaşırken biz Cumhurbaşkanımızı seçmek üzere toplandık. Açıkça söylemeliyim ki kendisi burada da çok büyük bir yalanın içerisindedir. Sayın Erdoğan; milletvekillerimiz, parti teşkilatları ve kanaat önderleriyle çok önemli istişareler yaptı. Son istişareyi benimle yapacağını söylemişti. 23 Nisan günü öğleden sonra Meclis Başkanlığı makamına geldiler. İki dost, iki arkadaş olarak bu konuyu çok detaylı konuştuk ve sonunda kendisi de “Hayırlı olsun, bizim de adayımız Abdullah Bey’dir” dedi. Ben bununla ilgili pek çok televizyon kanalında o günü anlattım. Bu tercih hepimizin, bütün milletvekillerimizin de coşkuyla karşıladığı bir tercih oldu ve Sayın Erdoğan’ın, Sayın Gül’ün adaylığını açıkladığı konuşmasındaki samimiyeti ben bugün hâlâ hissediyorum.

O tarihlerde önce “Millî Görüşçüden cumhurbaşkanı olmaz. Eşi başörtülü olan kimse cumhurbaşkanı adayı olamaz” diye karşımıza çıktılar. 27 Nisan Bildirisi yayımlandı. En büyük çareyi de Sabih Kanadoğlu’nun ortaya attığı 367 saçmalığında gördüler. O tarihte CHP bunun arkasına sığındı. Bir taraftan da Erkan Mumcu, Meclise girmemek suretiyle Doğru Yol Partisi ile birlikte bu kumpasın içerisinde oldu. Hatta 20 kişilik grubunu bir odaya kilitlediğini ve kesinlikle oy kullanmaya gitmeyeceklerini söylediklerini ifade ettiler. Doğru Yol Partisinden Ümmet Kandoğan ve Mehmet Eraslan isimli iki değerli arkadaşımız oylamaya katıldı. CHP’den de Esat Canan Bey içeri girdi. Bunlar partilerinin aldığı karara rağmen “Biz demokrasiye katkı sağlamak istiyoruz” dediler.

361’de kaldığımız için o saçmalık gereğince Anayasa Mahkemesi “367 bulunamamıştır” diyerek bir karar verdi ve biz o kararla Cumhurbaşkanlığı seçimini yapamadık. Ama çok cesurca iki şey yaptık: Genel seçimleri 3 ay öne aldık ve artık bundan sonra Mecliste cumhurbaşkanı seçilemiyorsa biz de esasen cumhurbaşkanını halkın seçmesi kararımızı pekiştirdik.”

DÜELLOYA ÇAĞIRDI

Arınç’ın bu paylaşımı üzerine de tam olarak şunları ifade etti:

“Oooo Bülent efendi de gelmiş.
Maçtaydım, telefonu kapatmıştım.
Şamil efendi, Emre Uslu, Said sefa, Cevheri baş edemeyince Arınç abilerini çağırmışlar imdada.
Ben de seni bekliyordum hacı.
Sana yiğitçe bir düello teklif edeceğim.
Haydi bari sen gel canlı yayına.
Ama lütfen karakter ikizin Ağar’ı da yanında getir.
Hem, şu kozmik odayı, hocaefendi muhabbetinizi, olimpiyat sevginizi,
1 mart tezkeresini ve 367 tezinin mucidi’ nin kim olduğunu,
gezi provakasonunu da anlatmış olursunuz.
Ben anlamadım, siz anlatın şu ” ideal AKP”‘nizin “Erdoğansız AKP” projesinden farkı nedir?
Ağırlığı ikiye bölünüp tahteravalliye bindirilmiş siyasi İrade’nin gavurdan başka kime yarayacağını da anlatmış olursunuz hem.
20 yıldır arkamdan konuşup iftiralar attınız, şimdi yüzleşme zamanı.
Kim almış kim ne vermiş aşikar olsun.
Yeter perde arkasından kukla seyrettirdiğiniz.
Haydi göster o kıvırtkan hatipliğini,
Hadi bi cesaret.
On paralık haysiyetiniz varsa karşıma çıkın.”

NELER OLMUŞTU?

AKP’nin ilk döneminde Millî Eğitim ile Kültür ve Turizm bakanlığı yapan Erkan Mumcu’nun yaklaşık yedi yıl önce verdiği röportaj, sosyal medyada yeniden gündeme gelmişti. Mumcu’nun 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin sözlerine eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar tepki göstermişti.

Mumcu, söz konusu röportajda Abdullah Gül ile Bülent Arınç’ın, Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kurulan bir planın parçası olduğunu öne sürmüştü. Tayyar ise bu anlatımın tarihi gerçeklerle uyuşmadığını savunmuştu.

Tayyar’a göre dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt komutasındaki ordu, eşinin başı açık olduğu gerekçesiyle Vecdi Gönül’ün adaylığını Erdoğan’a kabul ettirmeye çalışmıştı. Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener ise buna karşı çıkarak Erdoğan’ın elini güçlendirmişti. Kendi adaylığı için zamanın erken olduğunu düşünen Erdoğan da daha sonra Gül’ü aday göstermişti.

Tayyar, Mumcu’nun genel başkanlığını yaptığı ve Mecliste 20 milletvekili bulunan ANAP’ın cumhurbaşkanlığı seçimini boykot ettiğini hatırlatmıştı. Mumcu’nun başlangıçta oylamaya katılmaya sıcak baktığını ancak ANAP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısı sırasında gelen bir telefonun ardından tutumunu değiştirdiğini iddia etmişti.

ANAP’ın boykotu olmasaydı 367 tartışmasının seçim sürecini kilitlemeyeceğini savunan Tayyar, erken genel seçimin ardından Meclise giren MHP’nin tutumuna da dikkat çekmişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin cumhurbaşkanlığı seçimine katılacağını açıklamasıyla 367 engelinin ortadan kalktığını belirten Tayyar, “Gül’ün seçim öncesi ilk adaylığında Arınç’ın rolü büyük, seçim sonrası ikinci kez aday gösterilmesinde aslan payı Bahçeli’nindir” demişti.

Tayyar ayrıca Mumcu’yu askerî vesayetle işbirliği yapmakla suçlamış, “O tarihte askerî vesayetle işbirliği yaparak AK Parti’nin cumhurbaşkanlığı seçimine takoz koyan Mumcu, sırf Gül ve Arınç antipatisi yüzünden bugün sempati topluyor” ifadelerini kullanmıştı.

Mumcu ise suçlamalara sert sözlerle yanıt vermişti. Bütün sözlerinin ve kararlarının arkasında olduğunu belirten Mumcu, Tayyar’a canlı yayında karşı karşıya gelme çağrısı yapmıştı.

“Öyle uzaktan sallayıp kaçamazsın” diyen Mumcu, elinde belgeler ve tanıklar bulunduğunu savunarak, “Hangi kanalda istersen canlı yayında sen bildiklerini, bilmeden salladıklarını da söyle; ben belgeleri ve tanıklarıyla gerçeği göstereceğim” ifadelerini kullanmıştı. Mumcu, 2004’ten bu yana gerçeklerin üzerinin örtüldüğünü öne sürerek Tayyar’a, “Var mısın? Yiyor mu?” diye seslenmişti.

Tayyar da Mumcu’ya verdiği yanıtta ilk paylaşımında hakaret etmediğini, yalnızca o dönemde tanık olduğu gelişmeleri aktardığını savunmuştu. Mumcu’ya, “Naçizane tavsiyem, kafa ayık değilken klavyeden uzak dur” diyen Tayyar, eski bakanı “vesayetçi artığı” olarak nitelendirmişti.

Tayyar daha sonra Sabah yazarı Muharrem Sarıkaya’nın 2008’de kaleme aldığı bir yazıdaki anekdotu paylaşmıştı. Yazıda aktarıldığına göre eski ANAP Milletvekili Turan Tüysüz, Mumcu’ya 27 Nisan’daki cumhurbaşkanlığı oylamasına neden katılmadıklarını sormuştu.

Mumcu’nun bu soruya, “Turan, eğer oylamaya katılsaydık askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer de götüreceği isimler de o günden belliydi. Gidecek kişilerin arasında sen de ben de vardık” yanıtını verdiği aktarılmıştı.

Tayyar, bu sözlerden hareketle Mumcu’nun askerî müdahaleden korktuğunu ileri sürmüş ve “Bana ekran daveti yaparken edepsizce ‘Yiyor mu?’ diyen vesayetçi artığı Mumcu’nun meğer 27 Nisan’da ödü mokuna karışmış. Şimdi ucuz kahramanlık yapıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Mumcu ile Tayyar arasındaki tartışmaya daha sonra gazeteciler Fatih Altaylı ve Osman Diyadin de katılmıştı.

The post Erkan Mumcu Bülent Arınç’ı düelloya davet etti! AKP’de ‘7 senelik röportaj’ krizi first appeared on .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir